Blog Arşivleri

dokuzyüzellidört – gray

Pazartesi tadında bir Çarşamba. Farkettim de yazılarıma girişlerim çoğunlukla günlerden bahsedilerek yapılmış. Ahanda bir tanesini daha ekliyorum.

Dayımla konuştum. Konuştuğumuz konu nasılsın iyimisinden facebooktaki profil fotoğrafıma kadar geldi. Komik gelmesin sana bu. Düşün o kadar susamış bir bağ var aramızda.

Bayram bir garip geçti bu sene benim açımdan. Gittikçe sıradanlaşmaya başlıyor. Bunu tersine çevirmek elbette elimizde ancak bazen şartlara isteyerekten göz yumuyoruz. Biraz da işlerin yoğunluğ alıkoydu tabii ki. Bir de TV’deki bilgi yarışmaları… Kolaymış, iyi ki izlemiyorum…
.
dorian-gray

*

Film izleyecektim, kitap okuyacaktım ama biraz yavaş oluyor bu planlarım. Bu aralar yine Amin M. okuyorum. Afrikalı Leo… “Oha!” dedim daha ilk 5 sayfadan sonra. Diğerlerinden farkını insanın yüzüne çarpıveriyor. O iki saatlik, lüleburgaz yolculuğu için sakladığım, uykumu koyuverdim yan koltuğa. Bazı kitaplar vardır bi solukta bitirmek istersiniz. Bu kitabın bir farkı daha var. Ağzında dolaştırası geliyor insanın :) hemen bitmesin…

Son günlerimin teması yalnızlık aslında. Ama bu konu üzerinde ne yazdıklarımın ne de yazacaklarımın bir sonuca varmayacağının ve varmaması gerektiğinin bilincinde olduğumu söylemek zorundayım. (Oh mg! cümleye bak)

Read the rest of this entry

Mesela

Çılgın bir pazartesi değil elbette :) Ayrıca uzun zamandır da yazmıyorum. Zor oluyor bu kadar bekleyince birşeyler çıkarabilmek. Bugün garip durumlar ile karşıkarşıyayım ofiste. Kimse de yok danışacak. Çözersem illaki paylaşırım burada o sebeple meraklanma okur.

Bildiğin gibi bayram tatili girdi araya. Aslında 9 günde çok şey olabiliyormuş (ben pek bir tembeldim hiç sorma). Neler mi oldu?

Hatırladıklarım arasında en önemlisi Yunan öğrencilerin (dikkat! “Yunanlı” diyeni yakarım!) Read the rest of this entry

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.