Eşlenelim
Başlıktan anladığınız şey değil bu yazının konusu. Anlamadığınız şey…
TDK doğrultusunda senkronizasyon kelimesinin Türkçe karşılığı eşleme. Bence çok iyi. Hatta çoğumuz yazılı olarak gördüğümüzde hemen anlayıveririz, alışkınızdır. Bu kelimenin anlamlarından biri farklı bilicilerin(bilici ne ya bilica geliyor aklıma sinirleniyorum) aynı bilgi seviyesine gelme durumudur eşlenme. Neyse geçelim. Yazının amacı arayı sıcak tutmak, soğutmamak. Blogda 250. yazım bu. Şöyle geriye doğru bakınca aslında en gereksiz yazılar bunlar dediklerimin şimdiki zamandan geçmişe doğru kaydıkça anlamını sakladıklarını hatta mayalanıp tatlanandıklarını farkettim. O sebeple saçmalamaktan alıkoymamak lazım bünyeyi.
Bir salıdan (daha) merhaba! (tatil sonrası enerji seviyesini yükseltme çabası)
Uzun bir aradan sonra Lüleburgaz’a gidip geldim. Ailemi özlemişim. Lüleburgaz bakalım ne kadar kirli bir havayla karşılayacak beni doğalgaz yapılanmasından sonra diye düşünüyordum ama hiç dışarı çıkmadım herzamanki gibi ama gördüğüm kadarıyla kirlilik hala devam etmekte. Ben pek fark olacağını sanmıyorum netekim sobaya alışmış birisini kalorifere alıştırmak o kadar zorken bir de üzerine doğalgaz kullandırabilmek? Deve ve hendek kelimelerini nasıl kullanırsanız kullanın bu durumu açıklayamazsınız. Hiç dışarı çıkmadığımdan boza içmeyi, sup yemeyi unuttum Balaban’da (tüh diyorum hatırladıkça).
Bu arada İstanbul’a karlar yağdı, metrobüsler durdu, insanlar yollarda yürümek zorunda kaldı… Ne değişti? Hiç. Belediyeciliği bile beceremeyen biz yani bizzat kendimiz için birşey yapmaktan aciz olan biz, nasıl “Biz bir toplumuz!” diyebiliyoruz bilemiyorum, toplum kelimesinin içinde bireylerin “diğer bireyler” için birşeyler yapmak zorundalığı varken. Bazn düşünüyorum içinde bulunduğum jenerasyon sanırım bu milletin tarihinin minik bir es’i. Ufak bir sessizliği, önemsiz. 80lerin gölgesinde 25 sene geçti gitti. Hala o insanlar söz sahibi.
Rauf Denktaş öldü, Lefter öldü, Hrant Dink davası karara bağlandı, temyize gidildi. Baya birşey oldu aslında.
Hrant kararına tepki olarak binlerce insan Taksimden Şişli’ye yürüdü. Yorumlar yapıldı, yazıldı çizildi. Ancak hükümet söylemlerindeki takılmış plak etkisi bir türlü gitmedi. Cemil Çiçek dedi ki; “Ben zaten birçok yorum yaptım. Ayrıca devam eden dava için yorumda bulunamam.”. Sayın Erdoğan’da aynısını söyledi sonuç olarak. Arkadaş 5 senedir süren davanın sonucuna katlanılamayıp temyize götürüyor avukatı, hakimi çıkıp delil yetersiz diyor, avukatı çıkıp örgüt değil diyemem diyor, savcı çıkıp delil vardı örgüt diyen derdi diyor da. Sen bir bakan olarak “karışamıyorum” , “dışında kalmalıyım” diyemiyorsun da yorum yapamam yargı tarafsızlığını etkilerim safsatasını sunuyorsun halkın önüne ? He? bir vekilim de çıkmış ne Hrant’ım ne Ermeniyim diyor. Bu zihniyet değilmi halkı bu durumlara sürükleyen zihniyet? Bu zihniyete biraz faşist maya, biraz milliyetçi maya 2 gün bekle al sana parıl parıl ötekileştirici, itici, bölücü. Bölen sen olmayınca, ayrılan sen olmayınca zihniyetin bölücü ayrılıkçı olmuyor mu? ASALA ile bu zihniyetin Türkiyedeki yansıması çok mu farklı? İki tetikçi arasında gram fark yok. Bazı medyatik kişiler de yürüyüş çok Hrant odaklı olduğu için katılmamış. Genel amaç olsa yürürlermiş. Adam öldü be, daha ne odağı?
Neyse tadımızı kaybetmeyelim. Ben bir es olduğum için üzülmek de yersiz. Cuma günü başlayan Pazar gecesi sonlanan bir kar-kayak tatili yaptım ayıptır söylemesi. Sanırım artık snowboard yapmayı da öğrendim, düşmeyi de (önceki düşüşlerimi görseniz hak verirdiniz bana) . Hayatıma bu zevki kattığı için kime teşekkür edeceğimi bilmiyorum. Arkadaş bu kadar mı zevkli olur ya? Bir sonraki kayak tatilimde kayarken video çekebilirim diye düşünüyorum :) Bu gidişimde fotoğrafı da videoyu da az çektik, kaymaktan alıkoyamadık kendimizi. Tatili bitirmesi de çok zor oldu öyle olunca. Mükemmel bir pazar sabahı, yeni başlayan festivaller, akşam çekilen trafik çilesi sanki dönmemem için işaretti… Pazartesi sabah kalktığımda sanki hepsi rüyaymış gibi geldi bu kadar zıtlıktan sonra. Neyseki pazartesi gecesi dostlarla buluştuk da atlattık stresi. Özleşmişiz.
Şimdiki hedef dostlarla yapmak bu kayak eğlencesini…
İyi günler dilerim.
Posted on Ocak 24, 2012, in dünya görüşü, gezi. Bookmark the permalink. Yorum yapın.

Yorum yapın
Yorumlar (1)