Sess sess bir iki…
![]() |
![]() |
Herşey Issız Adam ile başladı benim jenerasyonum için. Çocukluğunda az çok tanıdık olsa da bu sounda yine de tam sindirememişti ekoları basların ardına gizlenen tatlı tizleri. Pioneerlar, grundiglerin tadını kaçırmışım diye biraz hayıflanmıyor değilim. Türk Pop neden böyle oldu bilemem ama sanırım en güzel zamanlarını kaçırmışız.
Bu şarkıyı daha önceki postlardan birinde günün şarkısı olarakpaylaşmıştım ama bugünün de şarkısı olmaması için bir sebep yok. Ancak yine de gönül almak adına Hümeyra’dan da bir şarkı koydum. Bonus oldu hadi yine iyisiniz köfteler.
Sanırım o yılları biz herşeyiyle unutmaya çalışıyoruz. Şarkıları da sineması da insanı da geçmiş olmaya mahrum kalmış gibi bugünden bakınca. Aslında 80 dokusu öyle farklı ki. Vesikalardaki şu duruş yeterince anlatıyor. Albüm kapakları ayrı bir sergi teması kanımca. Eğer böyle bir imkan varsa mahrum bırakmasın bugünün İstanbulunu.
Şuan düşünüyorum; bana bayat gelen, acı veren bugünün yarın hatırlanıp hatırlanmaması gerektiğini, yarına taşınıp taşınmaması gerektiğini. Kısa kesiyorum şarkılar var dinlenecek…
Umarım aynı şeyi bugünün çocuklarına yaşatmayız. Neden bu kadar karamsar düşündüm bilemiyorum, havadandır diyip geçiyorum.
Tabi sıra bize gelirse 80′in gölgesinden… Yeri yurdu yakmak mı lazım aydınlatmak için ?
Sesi biraz açın derim. Mümkünse kulaklıkla dinlemeyin :)
Hümeyra’nın bu şarkısının daha kaliteli kaydını bulamadım, affedin. Ben bunu seviyorum en çok…
Posted on Ocak 10, 2012, in dünya görüşü, müzik and tagged ölsem de bir, banu, ben sana mecburum, hümeyra, her gün bir şarkı, kırbağ. Bookmark the permalink. 1 Yorum.


gerçekten de o kadar karamsar olma ya,ben bildim bileli bayılıyorum 80′lerin şarkılarına,gitarımla da eskilerden çalardım hep,vardır benim gibiler eminim,korkma..