Aylık Arşivler: Ocak 2012

Eşlenelim

Başlıktan anladığınız şey değil bu yazının konusu. Anlamadığınız şey…

TDK doğrultusunda senkronizasyon kelimesinin Türkçe karşılığı eşleme. Bence çok iyi. Hatta çoğumuz yazılı olarak gördüğümüzde hemen anlayıveririz, alışkınızdır. Bu kelimenin anlamlarından biri farklı bilicilerin(bilici ne ya bilica geliyor aklıma sinirleniyorum) aynı bilgi seviyesine gelme durumudur eşlenme. Neyse geçelim. Yazının amacı arayı sıcak tutmak, soğutmamak. Blogda 250. yazım bu. Şöyle geriye doğru bakınca aslında en gereksiz yazılar bunlar dediklerimin şimdiki zamandan geçmişe doğru kaydıkça anlamını sakladıklarını hatta mayalanıp tatlanandıklarını farkettim. O sebeple saçmalamaktan alıkoymamak lazım bünyeyi.

Bir salıdan (daha) merhaba! (tatil sonrası enerji seviyesini yükseltme çabası)

Uzun bir aradan sonra Lüleburgaz’a gidip geldim. Ailemi özlemişim. Lüleburgaz bakalım ne kadar kirli bir havayla karşılayacak beni doğalgaz yapılanmasından sonra diye düşünüyordum ama hiç dışarı çıkmadım herzamanki gibi ama gördüğüm kadarıyla kirlilik hala devam etmekte. Ben pek fark olacağını sanmıyorum netekim sobaya alışmış birisini kalorifere alıştırmak o kadar zorken bir de üzerine doğalgaz kullandırabilmek? Deve ve hendek kelimelerini nasıl kullanırsanız kullanın bu durumu açıklayamazsınız. Hiç dışarı çıkmadığımdan boza içmeyi, Read the rest of this entry

Sess sess bir iki…

Herşey Issız Adam ile başladı benim jenerasyonum için. Çocukluğunda az çok tanıdık olsa da bu sounda yine de tam sindirememişti ekoları basların ardına gizlenen tatlı tizleri. Pioneerlar, grundiglerin tadını kaçırmışım diye biraz hayıflanmıyor değilim. Türk Pop neden böyle oldu bilemem ama sanırım en güzel zamanlarını kaçırmışız.

Bu şarkıyı daha önceki postlardan birinde günün şarkısı olarakpaylaşmıştım ama bugünün de şarkısı olmaması için bir sebep yok. Ancak yine de gönül almak adına Read the rest of this entry

1432

Özerşahinlerin Fırat’ı geldi İstanbul’a. Onun şansını öyle yılışıkbir yağmura öyle karamsar bir hale büründü ki İstanbul sorma. Tabi bence yine de İstanbul kendi insanını hep bu havada karşılıyor. Güneşli havalarda, yazın, baharın sanki insanlar hep başka yerlerden gelmiş gibi geliyor bana. Sanki herkes yabancı bir İstanbul benim, paylaşamıyorum, kıskanıyorum. Oysaki bilen bilir ne çok sevmediğimi İstanbul’u. Artık hayatımız olunca alıştık, onu böyle kabul ettik diyebilirim çok da samimiyeti ilerletmeden. Read the rest of this entry

Yeni yıl yeni adres

Bu aralar biraz hastayım sanki. Yine de etrafımdaki onca hastanın arasında en çok dayanan isim olmaktan gurur duyuyorum :) Yılbaşı gecesinin yorgunluğu olmasa hasta olmazdım ya neyse, zayıf yakalandım. Blogu sekhayaller.wordpress.com a taşıdım evet, RSS güncellemesi gerekebilir kullananlar için yakında fotoğraflarımı da alıcam wordpresse. Neden bunu yaptım ? Çünkü bilmem kaç senedir bunun için harcadığım paraya başka şeyler yapabilirim diye düşündüm. Burayı yalnız bırakmayın.

Facebook gibi paylaşım ortamları bu aralar en yüksek trafiklerini elde etmiş olsa gerek. Nitekim bir haftadır yeni yıl fotoğrafları, mesajları videoları paylaşılmakta. Paylaşmak güzeldir, yeter ki paylaş diyorum. Ben de bi video paylaşayım :) Şu sıralar güneşli fakat soğuk günler yaşadığımız istanbul için belki biraz kapalı ve depresif bir video ama, Londra nihayetinde

Lafı gelmişken yeni yıla girerken yeni yeni kitaplar aldım kendime. Genelde İdefix‘in 2010 yılının en iyi kitapları arasında olanları seçtim. Bakalım, okuyalım görelim nasıllarmış. Aldığım kitaplar; Read the rest of this entry

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.